• pkk nın erzak dağıtan gönüllülere saldırması

    19.
    gönüllü: herhangi bir karşılık beklemeden bir faaliyeti, bir işi gerçekleştiren kişi ya da kişiler...

    gönüllü, adı üzerinde işte.
    adamlar bir beklentisi olmadan, insanlara yardım edebilmek için çalışıyorlar.

    yardım götürdükleri evler belki de saldırıyı yapan şerefsizlerin tanıdıkları, akrabalarının evleri. belki de bu teröristlerin köyüne yardım götürüyorlardı.

    bu nasıl bir mantıktır ki, bütün dünya salgınla boğuşuyor, insanlar salgından kurtulmak için olağanüstü çabalar sarfediyor.
    sağlık çalışanlarımız, vefa sosyal destek birimleri, polislerimiz, askerlerimiz gecesini gündüzüne katıyor.

    ve şerefsiz bir oluşum çıkıyor ve kahpenin her zaman kahpelik yapacağını bizlere bir kez daha gösteriyor ve gönüllü insanları katlediyor.

    bunu yapanlar insan olamaz.
    yardım için gönüllü çalışan insanları katletmek, tıpkı öğretmen, doktor, hemşire katletmek kadar aşağılık bir şey.
    insanlığın dip noktasında pkk.

    ben asıl pkk'nın siyasi oluşumu olan hdp'nin bu şerefsizliğe nasıl bir tepki göstereceğini merak ediyorum.

    şimdilik susuyorlar.

    ama biz susmuyoruz.

    bölgede görevli komutan arkadaşımdan aldığım bilgiye göre şu an "şehitlere vefa operasyonu" başlamış bulunmaktadır.

    "o çakalların leşlerini almadan dönmeyeceğiz abi" dedi.

    biliyorum ve bundan adım gibi eminim.

    başımız sağolsun, operasyondaki aslanlarımıza selam olsun...allah gayret versin...
    13 ... tengir budun
  • doğu perinçek

    1452.
    provokatör, aktroll, şizofren.

    dün gece cnn türk'teki tarafsız bölge programına katılıp ağır saçmaladı yine.
    programda iyi parti milletvekili şenol sunat hanım da vardı.
    bu doğu perinçek adlı provokatör dedi ki "siyasi partiler yasasına göre tbmm'de grubu bulunan partiler hdp'nin kapatılması için yargıtay'a başvurabilir. ıyi parti neden başvurmuyor."

    bir insan ancak bu kadar provokatör olabilir işte.
    ülkeyi yöneten iktidar partisi yargıtay'a başvurmuyor.
    iktidarin ortağı mhp başvurmuyor.
    ana muhalefet partisi chp başvurmuyor.
    ama doğu perinçek iyi partiyi suçluyor.

    ulan rezil.
    kendin pkk kamplarında apo ile görüşmüşsün, samimi pozlar vermişsin.
    bu ülkedeki insanlar sana yüzde 1 oy bile vermiyor.
    ve sen hala pkk, hdp konusunda başkalarını suçluyorsun.

    muhalefete muhalefet eden 2 kişi var ülkede, 2'si de birbirinden rezil insanlar.

    sen pkk kampında apo ile buluştun...alçak puşt...
    13 -6 ... tengir budun
  • girit

    48.
    kritimu...
    tanrıları doğuran, insanları doyuran güzel vatan...

    ah bugün bir haber gördüm, dava açıyormuş bizimkiler.
    https://www.aa.com.tr/tr/...maya-hazirlaniyor/1839039

    var bir hayalimiz be...
    benim gibi bütün kritikoslar heyecanlandı haklı olarak.

    lakin bu girit meselesi çetrefillidir.
    girit'i nasıl kaybettiğimizi ve girit konusunda neler yapmamız gerektiğini şurada uzun uzun yazmıştım.
    (bkz: girit/#41457527)

    eğer hükümet bu konuda ciddiyse girit'teki yunan asimilasyonuna maruz kalmış giritlileri angaje etmeli, girit ulus bilinci üzerinde çalışılmalı.

    tamam belki girit'i geri alamayız, ama bakın girit'in etrafında konuşlu olan adalar var.
    dhia
    dionisades
    gavdos
    koufonisi
    gaidhouronisi

    girit

    girit çevresindeki bu 5 ada türk toprağıdır ve şu an işgal altındadır.
    bu adalar hiçbir şekilde ve hiçbir antlaşma ile yunanistan lehine tescil edilmemiştir.

    bundan 50-60 sene evvel güçlü bir donanmamız yoktu belki, o yüzden bu adalar ile ilgilenemedik.
    lakin bugün türk donanması akdeniz'in en büyük gücüdür.
    girit çevresindeki bu adalar da mavi vatan için hayati önem taşıyan topraklarımızdır...

    belki bu davalarda girit ile ilgili bir netice alamayacağız, ama bu yarayı kaşıyarak bize ait olan 5 adayı alabilir, akdeniz'deki mührümüzü bizi görmek istemeyen kör gözlere sokabiliriz...

    tabi inanmak, mücadele etmek ve dik durmak şart.

    şimdi madem bir mücadele başladı, ta girit'e kadar gitmeye gerek yok, hemen burnumuzun dibindeki işgal altında olan 8 adadan başlayabiliriz.

    (bkz: yunan işgalindeki adalarımız sıralı tam liste/#36023433)

    yunan işgali altındaki 8 adayı yukarıdaki linkte ayrıntılı bir şekilde anlattım.
    biz şayet girit üzerinde hak iddia ediyorsak ilk işimiz bismillah diyerek bu 8 adadaki yunan işgaline son vermek olmalı.
    aksi takdirde burnumuzun dibinde yunan kuzu çevirme yaparken bizim girit çevresinde hak iddia etmemiz bizi komik duruma düşürür sadece...

    dedim ya, var bir hayalimiz...
    9 -2 ... tengir budun
  • rte nin üniversite arkadaşlarını özlemesi

    1.
    covid19 pandemi döneminde sayın cumhurbaşkanımızın duygusallaşmasına sebep olan şey.

    evet, saray'a yakın kaynaklardan aldığımız bilgilere göre sayın cumhurbaşkanımız bu covid19 sürecinde en çok 2 şeyi özlemiş.

    1-camide namaz kılmayı.
    2-üniversite arkadaşları ile haftada bir buluşup sohbet etmeyi.

    biraz daha sık dişini reis.
    bak sayın fahrettin koca az evvel söyledi; "güneşli günler göreceğiz" diye.

    lütfen biraz daha sabır.

    üniversite arkadaşlarınız da sizi özlemiştir eminim, az kaldı merak etmeyin.

    not: sayın cumhurbaşkanımızın daha önce üniversite arkadaşları ile buluşma anlarından bir enstantane;
    rte nin üniversite arkadaşlarını özlemesi

    burada da sayın cumhurbaşkanımız ve üniversite arkadaşları piknik yaparken;
    rte nin üniversite arkadaşlarını özlemesi

    aslında nasıl hafta sonu 65 yaş üzeri yaşlılar 4-5 saatliğine sokağa çıktıysa, bugün nasıl 0-14 yaş arası çocuklar sokağa çıktıysa, reis de üniversite arkadaşları ile sosyal mesafe kurallarına dikkat etmek suretiyle birkaç saatliğine buluşabilir. tabi bilim kurulu onay verirse.
    ama ben sevgili bilim kurulunun ülkemiz için gecesini gündüzüne katan sayın cumhurbaşkanımızın bu haklı isteğine olumlu yaklaşacağını düşünüyorum.

    evet, birkaç saatliğine de reisimiz üniversite arkadaşlarını görebilmeli.

    edit: kıskanç cehabelilere bak hemen eksilemişler. olm biz sizin liderinizin üniversite arkadaşlarına laf ediyor muyuz? size ne oluyor?
    42 -14 ... tengir budun
  • soma

    273.
    yüzde 40, yüzde 49, yüzde 53, yüzde 57, yüzde 44...

    "yazayım mı yazmayayım mı" diye çok düşündüm bu yazıyı.
    sizin için ne anlam ifade ediyor bu yüzdelik rakamlar?

    seçim sonuçları değil mi?

    bundan tam 6 sene önce soma'da 301 madenci şehit oldu.
    aslında göz göre göre katledildiler.

    failleri şu an elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar dışarıda.
    lüks içinde yaşıyor, servet içinde yüzüyorlar.

    301 ocak sonsuza dek söndü ama...

    301 ocağın sönmesi yetmedi bir de şu görüntüyü yaşadı somalılar;
    soma

    emeğe ve alınterine atılan bu tekme sonrası, tekme atan şahıs, tekme attığı şahıstan şikayetçi oldu ve tekme atılan şahıs, tekme atan şahsa tazminat ödemeye mahkum edildi...

    neyse...
    dönelim biz yüzdelik rakamlara.

    301 ocağı sönen soma'da 1 sene sonra seçim oldu.
    seçimlerden yüzde 40 ile akp birinci parti olarak çıktı.
    soma

    facianın üzerinden bir sene geçmiş ve soma halkı tercihini akp'den yana kullanmıştı...

    ardından 5 ay sonra bir seçim daha oldu.
    soma halkı yüzde 40 az vermişiz akp'ye deyip bu kez yüzde 50 oy verdi.
    soma

    sonra referandum geldi.
    soma halkı referandumda da desteğini arttırdı ve bu kez yüzde 53 oy verdi.
    soma

    bütün bunlar olurken bir yandan da soma faciası yargılamaları devam ediyordu. yargılamalarda hiç tutuklu sanık kalmamıştı.

    soma halkı buna istinaden bir kez daha sandık başına gitti ve 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde akp'ye desteklerini biraz daha arttırarak yüzde 57 oy verdi.
    soma

    bu kadar da olmaz diyorduk, ve soma faciası davasında yargılananlar beraat etti.
    soma halkı bu beraat kararını da sevinçle karşıladı ve 31 mart seçimlerinde akp'ye yüzde 44 oy verdi.
    soma

    esasen yüzde 44 akp'ye verirken, yüzde 23 oy da akp'nin cumburlop ittifakındaki ortağı bbp'ye oy vermişlerdi.
    yani: 44 + 23 = yüzde 67...

    soma halkı geçen bu süreç içinde yapılan her seçimde akp'ye verdiği oyu arttırdı.

    insan gerçekten hayret ediyor, diyecek söz bulamıyor.

    6 sene önce bugün 301 emekçi ihmal yüzünden bile bile, göz göre göre hayatlarını kaybetti.
    ruhları şad olsun...
    21 -3 ... tengir budun
  • iştar

    16.
    sümerlerin aşk, bereket, güzellik ve savaş tanrıçası...kısaca sümerler'in ana tanrıçası yani mezopotamya'nın kybelesidir iştar...

    iştar diğer mezopotamya toplumlarında inanna, astarte veya anunit olarak da bilinir. bunların tamamının kökeni anadolu'nun ana tanrıçası kybele'dir.

    anadolu'daki kybele kültü'nün mezopotamya'daki yansıması tanrıça iştar ve genç sevgilisi tammuz'dur.

    iştar=kybele
    tammuz=attis.

    tanrıça iştar'ın sevgilisi tammuz bu kybele kültüne uygun olarak her yıl ölür ve yeniden dirilir.
    iştar'ın sevgilisi tammuz'un dirilişi ile doğa yeniden canlanır, hayvanlar çiftleşir...

    nasıl ki kybele kültü anadolu'dan ortadoğuya geçmişse, ortadoğu'nun tammuz kültü de anadolu'ya sirayet etmiştir.
    anadolu'nun eski kabileleri, örneğin tahtacı türkmenleri her ilkbaharda köyün en yakışıklı delikanlısını giydirir kuşatır, sonra da ev ev gezdirirlerdi. gezdirilen bu delikanlı tammuz'un doğuşunu ve kadınlarca simgelenen kybele/iştar ile kavuşmasını sembolize ederdi.

    işte bu ev ev gezdirilen delikanlıya "tammuzluk" (damızlık) denilirdi.

    işte damızlık denildiğinde ister insan olsun, ister hayvan olsun tammuz ve attis temsil edilir.

    #tarih
    #mitoloji
    9 -1 ... tengir budun
  • 13 mayıs 1277 türkçe nin resmi dil ilan edilişi

    1.
    13 mayıs 1277 türkçe nin resmi dil ilan edilişi

    bugün itibariyle 743. yıldönümünü kutladığımız anadolu türk tarihinin en önemli olaylarından biri.

    bugün türk dil bayramı değildir, türkçe'nin resmi dil ilan edilme yıldönümüdür.
    zira türk dil bayramı her yıl 26 eylül'de kutlanır.
    26 eylül 1932'de toplanan türk dil kurultayı sebebiyle 26 eylül günü türk dil bayramı ilan edilmiştir.
    öncelikle bunu bilelim, zira twitterde koca koca bakanlar bugünü türk dil bayramı olarak kutluyorlar. yazık...

    neyse onların cahilliğine verip biz 743 sene öncesine dönelim.

    743 sene önce ne olmuştu da türkçe birden bire resmi dil ilan edilmişti?

    anadolu moğol işgali altındaydı ve anadolu selçuklu hanedanı 2'ye bölünmüştü.
    birinci grup moğol yanlısıydı ve işgalci moğollara sığınmış, onların çıkarlarına hizmet ediyordu.
    ikinci grup ise bağımsızlığını sürdürmek ve türkmenlerin katledilmesini önlemek istiyor, hatta bunun için memlüklerle işbirliği yapıyordu.
    memlük hakanı baybars kağan anadolu'ya sefer yapmış ve moğolları yenmişse de, moğollar anadolu'dan vazgeçmediler.
    işgali sürdürdüler.

    moğol işgaline karşı pek çok türkmen isyan etti, işte bunlardan biri de karamanoğlu mehmet bey'dir.

    Karamanoğlu Mehmed Bey, Moğol hakimiyetindeki Konya’yı almak için harekete geçti. 2. izzeddîn Keykâvûs’un oğlu olduğu iddia edilen Alaeddîn Siyavuş’u Konya’da tahta çıkarttı.
    13 Mayıs 1277’de Moğol yanlısı Selçuklu kuvvetleriyle mücadele edeceğini duyurduğu sırada Farsça olan resmî dilin yerine Türkçeyi resmî dil olarak yürürlüğe koydu.

    o herkesin bildiği karamanoğlu mehmet bey heykelindeki ferman işte budur.

    selçuklu sarayının resmi dili olan farsça, karamanoğlu mehmet bey tarafından resmi dil olmaktan kaldırılmıştır, zira selçuklu moğollarla işbirliği içindedir ve türkmenlere zulmetmektedir.

    Konya’nın Türkmenler tarafından ele geçirildiğini öğrenen Abaka Han, kendisine biat eden 3. Gıyaseddîn Keyhüsrev ile birlikte bir Moğol ordusunu Konya’ya gönderdi. Karamanoğlu Mehmed Bey Siyavuş’u da alarak Ermenek’e çekildi.

    Mehmed Bey daha sonra 20 bin kişilik Türkmen kuvvetiyle birlikte Moğollara saldırdı ancak mağlup oldu.
    Moğollar Mehmed Bey’in başını kesip Karamanoğullarının bulunduğu yerlerde teşhir ettiler.

    mehmet bey ile hareket eden alaeddin siyavuş ise esir edilmiş ve moğollara teslim edilmiştir, moğollar siyavuş han'ın canlı canlı derisini yüzmüş ve yüzülen derinin içine saman doldurarak anadolu'da teşhir etmiştir.

    mehmet bey'den sonra karamanoğulları'nın başına geçen güneri bey'de moğollarla mücadelesini sürdürmüş, moğollların ve işbirlikçisi selçuklu hanedanının baskılarına boyun eğmemiştir.

    karamanoğlu mehmet bey ve türkmenlerin moğollara karşı mücadelesi esasen bir kültür mücadelesidir.
    zira bu kültür mücadelesinde moğolların en önemli destekçisi konya'daki mevlana'dır.
    türkmenleri bir arada tutan ise ahi evran ve ona bağlı erenlerdir.
    (bkz: abdalani rum)

    işte karamanoğlu mehmet bey'in türkçe'yi resmi dil ilan etmesi selçuklu'yu farsi kültürün etkisi altına alarak moğolların yanında saf tutan fars beslemesi hain mevlana ve onun yanındaki sözde alimlerdir.

    mevlana bir haindir ve türk düşmanıdır.

    ne yazık ki bu bir tarihi gerçektir, başka bir sefer buna uzun uzadıya değineceğiz.

    yaşasın türk dili, yaşasın türkçemiz.
    kahrolsun türk düşmanları...

    karamanoğlu mehmet bey ve ahilerimizin ruhları şad olsun.

    #tarih

    edit: bu arada şunu da not düşmeliyim.
    karamanoğlu mehmet bey konya'yı alıp türkçe'yi resmi dil ilan ettikten sonra ne yazık ki moğol-selçuklu ordusuna mağlup oldu.
    selçuklular konya'yı tekrar ele geçirdiler ve türkçe'nin resmi dil ilan edilmesinden 40 gün sonra türkçe'yi yasakladılar...

    türkçe konuşan türklere "dinsiz türkmenler" dediler...
    14 -2 ... tengir budun
  • bapheus savaşı

    2.
    bafeus muharebesi ile koyunhisar savaşı farklıdır.

    bapheus muharebesi yahut bizim verdiğimiz adıyla yalakova muharebesi bugün hersek burnu dediğimiz (osmangazi köprüsü'nün güney çıkışı) yerde cereyan etmiştir.

    burada iznik kuşatması için gemi ile yardıma gelen bizans ordusu (2000 kişi kadar) hersek burnunda karaya çıkmış, otman gazi de burada iznik'e yardıma gelen bizans kuvvetlerini pusuya düşürerek muharebeyi kazanmıştır.

    bafeus muharebesi(yalakova) yapıldığı yer şurasıdır;
    bapheus savaşı

    koyunhisar savaşı ise daha farklı bir yerde ve farklı bir tarihte yapılıyor.

    koyunhisar savaşının yapıldığı yer de şurası;
    bapheus savaşı

    bu koyunhisar muharebesinin diğer adı dimbos muharebesi'dir. (not: dimbos bugün marmaracık köyü ile koyunhisar köyü arasındaki bir mevkinin o dönemdeki ismidir, bu muharebe "dinboz" olarak da bilinir)

    otman gazi'nin kuvvetleri burada kite, adranos, kestel ve bursa tekfurlarının birleşik kuvvetleri ile savaşmıştır. dimbos-koyunhisar muharebesi neticesinde bursa şehri harici tüm bursa ovası osmanlı'nın kontrolüne geçmiştir.

    bafeon (yalakova) muharebesinin yapıldığı tarih: 1302.
    koyunhisar (dimbos) muharebesinin tarihi: 1303.

    yani bafeon muharebesi ile koyunhisar muharebeleri osmanlı beyliğinin her ikisinden de zaferle çıktığı iki farklı muharebedir.

    not: bafeon (yalakova) muharebesinin olduğu bölge o devirde "koyunhisar" ismi ile anılmıyorsa, yahut hersek burnu-hersek lagünü-yalakova diye bilinen yerde bir koyunhisarı/koyunhisar yoksa doğru olan budur.

    #tarih
    11 -1 ... tengir budun
  • türkiye israil denizyetki alanı antlaşması

    1.
    ortadoğu coğrafyasındaki yegane dostumuz ve müttefikimiz olan israil ile yakın zamanda imzalanacak antlaşmadır.

    türkiye-israil denizyetki sınırlarını gösteren harita;
    türkiye israil denizyetki alanı antlaşması

    bu antlaşma ile mavi vatan sınırlarımız daha da belirginleşiyor.
    biliyorsunuz geçtiğimiz yıl libya ile yaptığımız denizyetki alanı antlaşması ile türkiye doğu akdeniz'de üstün güç haline gelmişti.
    şimdi israil ile yapılacak antlaşma ile doğu akdeniz'deki durumumuz şöyle olacak;
    türkiye israil denizyetki alanı antlaşması

    bir yandan libya ile, bir yandan israil ile denizyetki alanları ile akdeniz'deki durumumuz bu olacak. kıbrıs rum kesimindeki palikaryalar ve yunan ağabeyleri şimdi bunu düşündükçe çıldırıyorlar.

    biliyorsunuz birkaç gün önce yunanistan, mısır, kıbrıs rum kesimi ve fransa türkiye'nin doğu akdeniz politikasını kınayan bir bildiri yayınlamıştı.
    bu bildiride israil'in olmaması dikkatlerden kaçmadı.

    şimdi israil türkiye karşıtı gruba dahil olmadığı gibi, israil'in savunma sitelerinde işte bu yukarıdaki türkiye ile yapılacak antlaşma konuşuluyor.

    bakınız israil devletinin resmi twitter hesabından atılan tweet şöyle;
    https://twitter.com/Israe...tatus/1258341847765790720

    ne yazıyor burada biliyor musunuz?
    "türkiye ile olan diplomatik ilişkilerimizden gurur duyuyoruz, ilişkilerimizin daha da güçleneceğini umut ediyor ve türk takipçilerimize saygı ve selamlarımızı yolluyoruz..."

    eh, nihayet barbaros'un torunları ile kemal reis'in kurtardığı yahudi kardeşlerimizin torunları aklın yolunu seçiyor.

    eh artık şu antlaşma ile yunanistan doğu akdenizden bir kova su çekerken bile bizden izin isteyecek. yazık ya kıyamam...

    haydi, önce denizyetki alanı antlaşmasını yapalım, ardından da esad piçini ortadan kaldıralım artık.
    (bkz: shema yisrael adonai elohenu adonai ehad)
    24 -4 ... tengir budun
  • atatürk hilafeti ingilizlerin isteğiyle kaldırdı

    49.
    bir insan neden hilafet ve saltanat ister???
    insan aklının cevap bulamadığı gerici düşünce. ben de bulamıyorum cevabını...

    bir insan neden cumhuriyet gibi, demokrasi gibi bir rejim varken saltanat ve hilafetin geri gelmesini ister, bunların kaldırılmasını eleştirir?
    şüphesiz ki bunu isteyen halifelik ve saltanat dönemlerinde yaşamamış, o günleri bilmeyen cahilin tekidir.

    allahım bizim ne günahımız var ki dünya ileri giderken böyle gerici ve cahillerle aynı havayı soluyoruz? diye düşünüyorum sürekli...

    hayır, halifelik istedikleri yetmiyormuş gibi, halifelik makamının hangi şartlarda ve nasıl kaldırıldığını da bilmiyorlar.

    atılan iftiraya bak: hilafet ingilizlerin isteği ile kaldırılmış...

    peki, madem öyle anlatmaya başlıyorum.

    ne yazık ki 1. dünya savaşı sonrası, istanbul ve anadolu'nun işgalinde halifelik makamı tamamen ingiliz çıkarları için kullanılmış, iyice rezil kepaze edilmiştir.

    aslında hilafet makamının emperyal amaçlara hizmet için kullanılması uzun zamandır olan bir şeydi.
    örneğin abd işgaline direnen filipinli müslümanlar (sulu sultanlığı, moro müslümanları) abd'nin isteği ile halife 2. abdülhamid tarafından isyan etmemeleri için uyarılmıştı.
    (bkz: abd ye karşı ayaklanan müslümanları uyaran halife)

    yine çin'de çıkan boxer isyanı sonrası çin'deki müslümanların emperyalistlere karşı direniş göstermemesi için alman imparatorunun ricası ile 2. abdülhamid çin'deki müslümanlara nasihatte bulunması amacıyla çin'e bir nasihat heyeti göndermişti.
    (bkz: abdülhamid in çin e gönderdiği nasihat heyeti)

    bunlar gibi birkaç olay daha var.
    ama en acısı 1. dünya savaşı yıllarında halife'nin cihat ilan etmesi ve buna karşılık arapların lideri isyancı hain şerif hüseyin'in de karşı cihat ilan etmesi ve daha fazla taraftar toplamasıdır.

    uzatmayalım.
    halifelik makamı işte bu şekilde içi boşaltılmış ve emperyalist devletlerin çıkarına göre hareket eden bir kurum haline dönmüştü...

    işte işgal yıllarındaki osmanlı padişahı ve aynı zamanda halife olan vahdettin, halifelik makamını kendi bekası ve ingiliz çıkarları için kullanmaktan asla tereddüt etmemiş, "ingiliz ve yunan orduları halifenin ordusudur" fetvası yayınlanmıştır.

    atatürk'ün ve tbmm'nin esasen "halifeliği kaldırmak" diye bir düşüncesi yoktu.

    lakin vahdettin'in ingiltere'ye sığınması ve ingilizlerin vahdettin'in halifelik makamından faydalanarak himayesi altındaki müslümanlara zulme devam etme planı idrak edilmişti.

    evet, ingilizlerin planı buydu ve ingiltere, daha doğrusu britanya imparatorluğu o dönemde dünyada en çok müslüman nüfusa sahip devletti...

    tabi türk kurtuluş savaşı ve türklerin kazandığı zafer en büyük takdir ve alkışları işte bu britanya sömürgesi olan müslüman milletlerden almıştı.
    hepsi mustafa kemal'i kurtarıcı olarak görüyor, hepsi de türkler gibi zafer kazanmayı umut ediyorlardı. (özellikle hindistan müslümanları)

    hindistan, britanya imparatorluğunun hayat damarıydı ve hindistan müslümanlarının atatürk'ü ve türk zaferini örnek alıp ingiliz hakimiyetine baş kaldırması ingilizlerin en büyük kabusuydu.

    bu yüzden vahdettin'i "halife" sıfatıyla hindistan müslümanları'nın başına geçirmek istediler.

    işte tam bu anda türkiye büyük millet meclisi osmanlı hanedanından abdülaziz han'ın oğlu abdülmecid efendi'yi 19 kasım 1922'de halife ilan etti.

    bakınız, saltanat 1 kasım 1922'de kaldırıldı, vahdettin ise 17 kasım 1922'de türkiye'yi terk etti.

    kurtuluş savaşı zaferimizin tescil edildiği 11 ekim 1922 mudanya mütarekesi ve akabinde 5 kasım 1922'de refet bele komutasındaki türk silahlı kuvvetleri'nin istanbul'a girişi ile ingilizler vahdettin'in halifelik makamını kullanmak, ukdelerine almak için planlara başladılar.

    amaçları yukarıda da belirttiğim gibi vahdettin'i halife olarak hindistan'a yerleştirmek ve buradaki müslümanları kontrol altında tutmaktı.

    saltanatın kaldırılması ve abdülmecid efendi'nin halife ilan edilmesi arasında geçen 19 günlük süre boyunca ingilizler bu planı uygulama çabasına giriştiler.
    fakat abdülmecid efendi'nin halife ilan edilmesi bu planı bozmuş oldu.

    britanya imparatorluğunda mudanya mütarekesi sonrası bu planlar yapılıyordu işte.
    hatta bunun için hindistan bakanlığı, hindistan kral naipliğine mektup yazmış ve vahdettin'in hindistan'da halife olması için görüş almıştır.

    hindistan kral naipliği'nin 10 kasım 1922'de ingiltere hindistan bakanlığına gönderdiği yanıt ise bunun mümkün olmadığını, hindistan müslümanlarının vahdettin'i istemediğini britanya hükümetine bildirmiştir.

    söz konusu 10 kasım 1922 tarihli mektubun özeti şudur;

    --spoiler--
    "padişahın halifeliği dışında, kendisi hindistan’da pek az tanınmıştır ve türkiye’nin işgali sırasında, onun ingilizlerin aleti olduğundan kuşkulanılmaktadır. dolayısıyla, genel eğilime göre onun tahttan indirilmiş olması hindistan’da ilgisizlikle karşılanmıştır. mustafa kemal ise ülkesinin kurtarıcısı ve islam’ın şampiyonu olarak görülmektedir. ” (ida, fo 371/7913/e 12699: kral naibinden hindistan bakanlığı’na ivedi, özel ve gizli telgraf, 10.11.1922)
    --spoiler--

    ne demiş?
    "mustafa kemal ülkesinin kurtarıcısı ve islam'ın şampiyonudur." demiş.

    başka ne demiş?
    "padişah ingilizlerin kuklasıdır onu ülkemizde istemiyoruz" demiş.

    burada kullanılan "şampiyon" sıfatı, bir spor müsabakası şampiyonu değil, bir amaç uğruna bir ulusu, bir topluluğu temsil eden ve o topluluk için mücadele eden sembol isimdir...

    işte bu şartlar altında önce abdülmecid efendi'nin halife ilan edilmesi ingilizlerin planlarını alt üst etmiş ve halifelik makamı üzerinden müslümanlara zulüm edilmesinin önüne geçilmiştir.

    bundan sonra abdülmecid efendi ve halifelik makamı, her şeyin üzerinde olan tbmm'nin kudreti altında olmuş ve daha sonra 16 ay sonra türkiye cumhuriyetindeki iki başlılığı kaldırmak ve cumhuriyet değerlerine daha sıkı bağlanmak için halifelik makamı kaldırılmıştır...

    yani, halifeliğin kaldırılmasını isteyen ingilizler değildir, bilakis ingilizler halifelik makamını sömürgesi altındaki müslümanları ezmek için kendi uhdelerinde devam etmesini istemiş, lakin mustafa kemal atatürk bu kirli oyuna mani olmuştur...

    halifelik makamı ingilizler için o kadar önemliydi ki, halifeliğin kaldırılmasından 13 yıl sonra 1937'de dahi halifelik ingilizlerin gündemindeydi.

    belge;
    https://www.academia.edu/...ER_ABOLITION_OF_CALIPHATE

    ek olarak:
    fransız belgelerinde halifeliğin kaldırılması;
    https://www.academia.edu/...LAFET%C4%B0N_KALDIRILMASI

    #tarih
    18 -5 ... tengir budun
  • baris hemen simdi

    507.
    (bkz: #43321505) birader, anadolu demek "rum" demek zaten.
    (bkz: diyar-ı rum)

    "anatolian rumi sultaniye" diye de bir tanımlama olmaz. zira böyle bir tanımlamada "anadolu anadolu sultanlığı" diye bir anlam çıkar.

    bunun doğrusu "Sultanate of Rum" olur.

    yani senin almanlar seni keklemiş belli ki.
    "anatolian rumi sultaniye" diye bir tanımlama yapan alman, şu dünyadaki en cahil almandır. tıpkı senin gibi...
    zaten almanlar senin gibi kekoları sürekli kekleyip bizim üstümüze salıyorlar yıllardan beri.

    neyse ya, cahil atışmasına girmek istemiyorum.

    bir selçuklu üzerinden herif yine türk düşmanlığı kasmış, türk yok, bozkurt yok, hiçbir şey yok...
    zaten baris hemen simdi'ye göre "türk" diye bir şey yok. hepimiz dönmeyiz, hepimiz devşirmeyiz.

    biz aslında yoğuz...madem biz yoğuz, sen neden yok olan bir şeyin yok olduğunu kanıtlamaya çalışıyorsun akp ampulü seni.

    not: bir de hala şu yazım ve imla kurallarını öğrenemedin be gülüm. öğren şunları artık, ne yazdığını anlamak için tahminler yürütüp puzzle yapar gibi yazdıklarından kelime tamamlamaya uğraşıyoruz.

    --------------------------
    (bkz: #43321654) cahil herif bu entrysinde de aynen şöyle yazmış;

    --spoiler--
    ey cahili cühela dönmeler ben anadolu'da türk devleti kurulmadı demedim basur memenizden atmayın,türk adı ile bir devlet yok dedim hatta selçuklu adı aile ..

    varsa yazın.
    --spoiler--

    "varsa yazın" demiş ya, yazıyorum;
    (bkz: türki krallığı)

    mö 2200'lü yıllardan kalma akad tabletlerinde geçiyor. hadi git araştır.
    17 -2 ... tengir budun
  • bisikleti çalınmış uludağ sözlük yazarları

    11.
    benimkini çaldılar...

    mavi renkli bmx'ti çalınan bisikletim.

    bisiklet önemliydi, statü simgesiydi...
    dayımın kırık bisikletine biniyordum, orta 1'deydim.

    dedem söz verdi.
    takdir getir gidin babaannen ile birlikte alın istediğin bisikleti diye.
    hatta parasını da verdi babaanneme...

    tabi ki takdir belgesi aldım o sene sonu. (1987 yahut 88 yılı)
    gittim tahsilatı yapmaya.

    bakınız burası çokomelli, 3 tip bisiklet vardı.
    pinokyo, polo, balkan...
    bir de bmx vardı...

    bmx bu 3 tip bisikletten farklıydı.
    spor görünümlüydü. valla google görsellere baktım da bizim zamanımızdaki bmx'lerin görselini bulamadım.
    süper bir şeydi işte.
    diğerlerinden de pahalıydı.

    tabi takdir belgesini alınca çektim altıma sıfır kilometre bmx'i.
    mahallede bir tek bende vardı.

    pinokyo ile polo ile kimse ön kaldıramıyordu.
    ama ben...bmx ile uçuyor, atlıyor, tümsekten zıplıyor, önünü kaldırıyordum.

    mahalledeki kızlar hasta oluyordu. ya da ben öyle sanıyordum, bilmiyorum şimdi.

    bütün yaz fırtına estirdim mahallede.
    sonra lanet eylül ayı geldi, okullar açıldı.
    tabi okulların ilk haftası derssiz geçer, erken salarlardı ya.
    işte okuldan erken çıkıp koşa koşa eve geldim, çantamı salonun ortasına atıp, odunluğa gittim bisikleti alıp gezmek için.

    fakat o da ne?
    bisiklet yoktu.
    yoktu lan yoktu...
    uğurunda bütün dönem ineklediğim, örnek bir öğrenci olduğum ve takdir aldığım bmx'imi çalmışlardı.

    oturdum...ağladım durdum.
    gece uyuyamadım.
    hayat benim için çok anlamsız olmuştu.

    benim ufak birader var. 6 yaş ufak benden, onun ufak boy pinokyosu vardı, o da bana küçük geliyordu, zaten olsa da binmezdim amk.
    bmx'ten in, pinokyo'ya bin...

    kaldıramadım o travmayı.
    o kadar kızmış, o kadar içerlemiştim ki bisikletimin çalınmasına çalanı bulsam o yaşta cinayet işleyebilirdim yani...

    babam da halime üzülüyordu bir yandan.
    oğlum üzülme alırız yenisini falan beni teselli ediyor adamcağız.

    olmadı işte ondan sonra.
    zaten orta 2'de takdir de almadım. sikerim takdirini ya. takdir alıyorsun ne oluyor? hırsızın biri gelip senin emeklerini çalıyor. sikerim takdirini de teşekkürünü de. diyemedim tabi, teşekkür aldım...

    bizim zamanımızda eve belgesiz gelmek utanç sebebiydi olm. şimdiki gibi değildi eğitim...

    neyse işte orta 2'yi bitirdiğim yaz gittik babamla bisiklet almaya bu sefer.
    satıcının elinde bmx yokmuş. arçelik bayisiydi bizim ahbap.
    tabi arçelik'de bmx ne arar amk? arçelik koç grubunun pinokyo satıyor haliyle.
    bizim pederi kafaladı piç arçelikçi, pinokyo aldık...

    zaten bizim peder arabada tofaş, televizyonda, buzdolabında arçelik.
    sanırsın vehbi koç'un akrabası.

    neyse...
    o yaz pinokyo'ya bindim işte. ama istemeye istemeye.
    o çalınan bmx'im hep içimde ukde kaldı...
    19 -8 ... tengir budun
  • sözde ermeni soykırımı

    398.
    bu konuda bizim devlet politikamız, milli politikamız ermenilerin yıllardır bitmeyen saçma iftiralarına karşı bağımsız bir tarih kurulu kurulması ve bu tarih kurulunun konuyu belgeler ışığında görüşmesi ve karara bağlamasıdır.

    türkiye cumhuriyeti'nin politikası budur ve oluşturulacak bu kurul için osmanlı ve türkiye cumhuriyeti arşivlerini açmayı taahhüt etmiştir.

    ama türkiye'nin bu haklı talebine ermenistan ve yıllardır soykırım yalanı söyleyen ermeni diasporası yanaşmamaktadır.

    salt bu durum bile türkiye'nin haklılığının en somut delili iken, bu konu ile ilgili yıllardır tarihi gerçekleri ve belgeleri hiç üşenmeden yazıyoruz ki en azından "içimizdeki ermeniler" aldatıldıklarının farkına varıp "soykırım yalanının" peşinden gitmekten vazgeçsinler...

    dedik ya tarihi bir olayda neyin ne olduğunu anlamak için belgeler önemli.
    ermenilerin iddiaları 1915 yılında soykırıma uğradıkları yönünde...

    soykırım: siyasal, ulusal, ırksal ya da dinsel bir nedenle, azınlık durumundaki bir insan topluluğunu soyca yok etmeyi amaçlayan toplu öldürme eylemi...

    şimdi 1915 yılında yani ermenilerin soykırıma uğradıklarını iddia ettikleri dönemde osmanlı hariciyesinde çalışan ermeni diplomatları belgeleri ile birlikte ekleyeceğim:

    1)leon surenyan efendi;
    1915 yılında Hazine-i Evrak Kalemi Mümeyyizliğinde iken Gümüş imtiyaz madalyası almış ermeni vatandaşımız. kendisi 1919 yılında ikinci Rütbeden Şir ü Hurşid nişanına layık görülmüş olup Aralık 1920'de maaşı 4000 kuruşa çıkarılmıştır.
    leon surenyan efendi cumhuriyetimizin ilanından sonra da iş için hükümete müracaat etmiş, işgal yıllarında hiçbir ihanete karışmadığı tespit edilince 3 Mayıs 1924 yılında TBMM Hariciye Vekaletinde memurluğa başlamıştır.

    belge:
    sözde ermeni soykırımı
    sözde ermeni soykırımı

    --------------------------------
    2)manuk azaryan efendi;
    93 harbi sırasında Osmanlı Petersburg Sefareti Birinci Katipliğinde görevliydi.
    Oradan Istanbul'a gönderdiği mektuplarda Çarlık Rusyasının Ermenileri kullanarak Kars'a saldırdıklarını rapor etmiştir.
    Manuk Azaryan Efendi memuriyeti esnasında göstermiş olduğu başarılarından dolayı 10 Ekim 1903 tarihinde terfi ederek rütbesi yükseltilmiş ve Nişani Osmani almıştır.
    17 Nisan 1922 yılında Beyoğlu'nda vefat etmiştir.

    belge;
    sözde ermeni soykırımı

    ---------------------------
    3)hrant abro bey;
    1913 yılında Babıalide hukuk müşaviriyken hizmetlerinden ötürü Altın Liyakat Madalyası almıştır.
    1917 yılında ikinci Rütbeden Osmanlı nişanı ile taltif edilmiştir.
    Hrand Efendi 1940 yılında istanbul'da vefat etmiştir.

    belge;
    sözde ermeni soykırımı

    ------------------------------
    4)kalust gülbenkyan bey;
    Osmanlı Devleti'nin Paris ve Londra sefaretlerinde müşavirlik yapmıştır.
    1955 yılında vefat etmiştir.
    Adına kurulmuş olan Gülbenkyan vakfı Türkiye'deki hayırsever kurumlardan biri olup pek çok yardımlarda bulunmuştur.

    belge;
    sözde ermeni soykırımı

    ------------------------------

    ve daha pek çok örnek.
    osmanlı arşivleri 1915 yılında, yani ermenilerin soykırıma uğradıklarını iddia ettikleri dönemde osmanlı devletinde memuriyet yapan pek çok ermeni vatandaşımızın kayıtlarıyla doludur.
    yine aynı dönemin osmanlı sicil defterleri incelendiğinde istanbul'da pek çok ermeni tüccar, esnaf ve zanaatkar kaydı bulunmaktadır.
    bütün bu belgeler iddia edilen soykırım fikrinin bir yalandan ibaret olduğunun delilleridir.

    işte bu yüzden ermeni diasporası türkiye'nin "arşivleri açalım ve işi tarihçi uzmanlara bırakalım" önerisine yanaşmamaktadır.

    son olarak;
    (bkz: berç keresteciyan türker)
    (bkz: arman pandikyan)
    (bkz: çanakkale de bir ermeni avanis oğlu agop)

    #tarih
    10 -1 ... tengir budun
  • atatürk ün ingiliz valisi olmak istediği iddiası

    174.
    hayat ne garip...vapurlar falan...

    bundan tam 100 sene önceydi arkadaşlar.
    11 mayıs 1920 tarihinde istanbul'da görülen mahkeme hükmüne göre gıyaben yargılanan Mustafa Kemal, Kara Vasıf Bey, Ali Fuat Paşa, Midillili Rüstem Bey(alfred rüstem), Doktor Adnan Bey, Halide Edip Hanım idam cezasına çarptırıldılar.

    suçları ingiliz işgaline karşı direniş başlatmak ve ankara'da milli iradeye dayalı bir meclis oluşturmaktı...
    bu yaptıkları şey osmanlı'ya ihanetti.
    hangi osmanlıya?
    ingiliz işgali altında kukla haline gelmiş, meclisi mebusanı basılmış ve dağıtılmış, meclis üyeleri yani milli iradenin temsilcileri ya sürgün edilmiş, ya da hapse atılmış osmanlı...

    mustafa kemal ve arkadaşlarına verilen idam kararının padişah onaylı vesikası aşağıdadır;
    atatürk ün ingiliz valisi olmak istediği iddiası

    bu da yukarıdaki belgenin günümüz türkçesiyle yazılmış hali;
    atatürk ün ingiliz valisi olmak istediği iddiası

    işte bu mahkeme hükmü tam 100 sene önce bugün (12 mayıs 1920) mustafa kemal paşa'nın eline geçti.
    mustafa kemal paşa ve arkadaşları hakkında verilen bu kararı millet yırtıp attı.

    bakın şu işe ki, o gün ingiliz işgaline direnen mustafa kemal paşa için bugün beyinsiz müfteriler diyor ki "ingiliz valisi olmak istedi..."

    tabi ya...ingiliz valisi olmak istediği için idama mahkum edilmişti değil mi?

    mustafa kemal ve kurtuluş savaşımıza karşı yapılan adi ve aşağılık dezenformasyonlara belgeleri ile cevap verdim.
    aşağıdaki yazıda kurtuluş savaşı dönemince ingilizlerin mustafa kemal için kaç defa suikast girişiminde bulunduğunu belgeleri ile bulacaksınız.
    okuyunuz ve tarihi gerçeklerden başkasına itibar etmeyiniz.
    (bkz: atatürk ve kurtuluş savaşına iftiralara cevaplar/#43246459)

    #tarih
    13 -3 ... tengir budun
  • chp li vekillerin ibrahim gökçek i anması

    11.
    türkiye'nin rejim sorunu akp falan değil ha.
    türkiye'nin rejim sorunu bizzatihi chp.
    partiye doldurulan sezgin tanrıkulu, canan kaftancıoğlu gibi gayri milli tipler türkiye'deki rejim sorununun mimarlarıdır.

    chp atatürk'ün kurduğu çizgide, milli, ulusalcı, devletçi ve halkçı bir parti olmaya devam etseydi türkiye cumhuriyeti vatandaşları atatürk'ün kurduğu partiye dört elle sarılır, bugünkü durumda olmazdık...

    ama malesef chp şu an gayri milli tipler ile topluma zıt bir eksende politika yapmaya çalışıyor.

    bunlar çökmüş, enkazı kalmış bir ülkede dahi seçim kazanamaz, yüzde 25'i geçemezler.
    bu da haliyle akp'nin ekmeğine yağ sürer.
    aklı olan bir chp'li bana söylesin, sezgin tanrıkulu ve canan gibi tipler 1923-1950 yılları arasındaki chp'de siyaset yapabilirler miydi?
    akp'nin 18 yıldır ülkeyi yönetmesinin ana sebebi işte budur.

    malesef bu da türk milleti'nin kaderi işte arkadaşlar.

    ucube bir siyasi partiler yasası yüzünden gerçekten ülkeye heyecan katacak, umut olacak insanlar siyaset yapamıyorlar.

    önümüzdeki seçimlerde yine kimleri oylayacağız?
    fetö artığı akp'lileri, hdp artığı chp'lileri...

    bu millet, 81 milyonluk bu ülke kendisine bunlardan başka bir alternatif çıkaramıyor. çok yazık...
    17 -6 ... tengir budun
  • tepecik filarmoni orkestrası

    1.
    hazır pandemi nedeniyle konserler vb durmuşken, acilen andre rieu abimiz tarafından keşfedilmesi gereken orkestradır.

    düşünsenize...
    pandemi sona ermiş, insanoğlu bu süreçten büyük dersler alarak çıkmış, hayat normalleşmiş, andre rieu abimiz ve johan strauss orkestrası maastricht konserlerine başlıyor ve maastricht sahnesinde hamdi akatay ve tepecikli roman kardeşlerimiz, andre rieu ve johan strauss orkestrasına eşlik ediyorlar...

    çaldıkları eser türk marşı falan...

    bizimkisi de bir hayal işte, çok aykırı param olursa gerçekleştirmeyi denerim ama.

    tepecik filarmoni orkestrası mozart 40. senfoni;
    https://www.youtube.com/watch?v=TK0gATAIYCQ+

    tepecik filarmoni orkestrası mozart 25. senfoni;
    https://www.youtube.com/w...3E94hdA&start_radio=1+
    7 -1 ... tengir budun
  • johann strauss

    12.
    the blue danube yani mavi tuna adlı efsane valsin bestesini yapan johann strauss ii ile karıştırılan avusturyalı besteci.

    kendisinin en ünlü bestesi redetzky march'tır. (ki bence harika)
    https://www.youtube.com/watch?v=devpasbOcSI+

    adam kendisinden daha çok bilinen, yani boynuzun kulağı geçtiği bir evlat yetiştirmiş ve oğlunun ismi babasının isminin önüne çıkarak johann strauss olarak bilinir olmuş.

    ne büyük bir başarı...her baba bunu ister sanırım...

    baba ve oğul johann strauss'ların ismi bugün ünlü müzisyen Andre Rieu tarafından kurduğu orkestra ile yaşatıyor.
    andre rieu ve johann strauss orkestrası dünyanın her yerinde konserler veriyor ve büyük bir hayran kitlesine sahip.
    johann strauss

    son olarak; andre rieu ve johann strauss orkestrasından the blue danube;
    https://www.youtube.com/watch?v=dbgCf1AIXhw+
    7 ... tengir budun
  • aktroll

    116.
    standart kelimeleri;

    ►bu millet nankör.
    ►yol yaptı.
    ►hastane yaptı.
    ►tayyip'ten önce hastane kuyrukları vardı.
    ►ilaç alamıyorduk.
    ►hastaneler evinden lüks.
    ►eskiden insanlar hastane kuyruklarında, sigorta ölüyordu.
    ►eskiden sularımız akmıyordu.
    ►tayyip müslüman olduğu için sevmiyorlar.
    ►chp kafir, mason.
    ►dış güçler.
    ►faiz lobisi, yahudiler, dolar.
    ►imf'yi kovduk.
    ►ekonomi çok iyi.
    ►bizi kıskanıyorlar.
    ►osmanlıyı canlandırıcaz.
    ►aptülamit süper.
    ►halifelik malifelik re rö rö.
    ►chp vatan haini.

    bu da kanlı canlı örneği.
    https://streamable.com/wdoboh

    hiç şüphesiz ki akp diye bir parti olmasaydı bile, bu yukarıdaki şahsa bakıp "aha bu akp'li" derdik...
    17 -4 ... tengir budun
  • sokullu mehmed paşa nın venediklilere verdiği ayar

    5.
    tayyip'in "bu fakir bu görevde oldukça sen o papazı alamazsın" demesi gibi bir ayardır...

    inebahtı hezimeti osmanlı'nın denizlerdeki hakimiyetini sona erdirmiştir malesef.

    inebahtı'dan sadece 30 sene sonra 17. yy başında medici hanesi'nin hükmettiği toscana dükalığı, st stephanos şovalyelerinden oluşan bir kuvvet meydana getirmiş ve 1604-1608 yılları arasında osmanlı'nın doğu akdeniz'deki limanlarını sadece 6 adet kalyon ile yağmalamış, sayısız gemi ve ganimet ele geçirmiş, binlerce müslüman türk'ü de köle yapmışlardır.

    1606'da bu st stephanos şovalyelerinin yaptığı finike kalesi baskını fevkalade bir trajedi içerir.
    anadolu topraklarındaki son likyalılar bu finike baskınında esir olmamak için şehit olmuşlardır.

    sadece finike baskını değil. adamlar anamur kalesi'ni ele geçirmişler, 80 tane topu kaleden söküp götürmüşler, ambarların hepsini yağmalamışlar, alanya kalesi'ne, iskenderun'daki ayas kalesine saldırmışlar.

    bir ara müsait olunca yazarım.

    ama unutmayın, sadece 6 tane kalyon ile yapmışlar bunları.

    edit: bu vesile ile levant'taki haçlıları anlatmışken, levant sahilleri ile ilgili aradığım kitabı 1 aydır hala bulamayan sözde kitapçı erector'a selam ederim. birader bu işi yapamıyorsan, müşteri memnuniyeti senin için bir anlam ifade etmiyorsa bırak yapma bu işi...
    14 -2 ... tengir budun
  • müslüman ve yahudilerdeki sünnet geleneği

    1.
    anadolu'daki kybele kültü'nden samilere geçen bir pagan adetidir...

    sünnet...
    yani erkeklerin penisinin ucundaki fazlalık deriyi kesme işlemi anadolu'nun, levant'ın ve de arşipel'in en çok inanılan tanrısı, ana tanrıça kybele'ye dayanır...

    samilerin "efendimiz" dediği adon/adonai'nin ana tanrıça kybele'ye verdiği sözü unutarak başka bir kadına aşık olması ve sonrasında kybele ile yüzleşince verdiği sözü hatırlayarak penisini kökünden kesmesinden doğmuştur...

    samilerin (yahudi ve araplar) adonai'si kybele'nin sevgilisi attis'tir...
    müslüman ve yahudilerdeki sünnet geleneği

    samiler sakarya nehri'nin oğlu attis'i adonai'ye dönüştürdüğü gibi, anadolu'nun kybelesini de tanrıça hubel'e dönüştürmüş, kybele'nin göktaşını da alıp, ana tanrıçanın adına inşa ettikleri kabe'ye dikip hacerül esved yapmışlardır...

    neyse biz dönelim kybele kültü'ndeki sünnete...

    kybele, tamamen kendisine sadık kalması şartıyla attis ile sevgili olur.
    lakin attis, sangarid adlı peri kızına aşık olur ve onunla evlenir.
    bunu öğrenen kybele çok öfkelenir ve düğünü basar.
    düğünde attis'e görünür, attis yaptığından pişman olur ve erkeklik organını keser, attis'in erkeklik organı yere düşer, kanları toprağa karışır ve burada menekşeler ortaya çıkar.
    kybele ise bu duruma üzülür ve attis'i bir çam ağacına çevirir.
    müslüman ve yahudilerdeki sünnet geleneği

    bu mit anadolu'da bir kybele kültü'nün başlamasına sebep olur.
    her ilkbaharda bu bir gelenek haline gelir.
    kybele tapınaklarında rahipler her yıl ilkbaharda ayinler yaparlar, bu ayinlerde kendilerini keserlerdi.

    ayinlerde attis'in başpapazı mertebesinde olan arkigallos denilen kişiler damarlarından kan çıkartarak ana tanrıçaya sunarlardı.
    bu esnada davullar çalar, ziller, çığlıklar, flütler ile birlikte vahşi ama heyecan verici bir müzik ortaya çıkardı, bu müzik başladığında arkigallos dışında kalan 2. derece rahipler başlarını sallayarak dönmeye başlarlardı. (günümüzdeki bazı tarikatların yaptıkları zikir ayinleri gibi)
    bu ayine iştirak eden rahiplerin hepsi uzun saçlıydı ve kadın eteklikleri giyerdi. (bkz: köçek)
    müslüman ve yahudilerdeki sünnet geleneği

    bu şekilde ayin halinde cezbeye gelirler, kendilerinden geçerlerdi.
    tabi ayine katılan 2. sınıf rahipler de ellerindeki bıçaklarla kendilerini keserler, kan çıkarırlardı. rahiplerin cezbedeyken kendilerini kesmeleriyle ortaya çıkan kanlar tüm mabedin mihrabına yayılır, attis'i temsil eden kutsal ağaç kanlar içinde kalırdı.

    bu arada kutsal ağacın dibinde iyi bileylenmiş bıçaklar bulunurdu.
    ayini seyredip kendinden geçenler, kana bulanmış kutsal ağaca ellerini sürer, sonra ellerini yüzlerine götürür onlar da cezbeye kapılırlar, aralarında çok fazla cezbeye gelen ise ağacın dibindeki bıçağı alır ve kendi erkeklik organını kökünden keserdi.
    kesilen erkeklik organı sarılır ve toprağa gömülür ve böylece toprağın gebe kalıp ürün doğurduğuna inanılırdı.
    müslüman ve yahudilerdeki sünnet geleneği

    bu kanlı ritüelden sonra da erkeklik organını feda eden kişi kybele tapınağına rahip adayı olarak kabul edilir, yukarıda anlattığım üzre kadın kıyafeti giydirilir, saçlarını bir kadın gibi uzatır ve gelecek sene yapılacak ilkbahar ayinine hazırlanmaya başlardı...

    anadolu'daki kybele kültü'nün mezopotamya'daki yansıması ise tanrıça iştar ve genç sevgilisi tammuz'dur.

    iştar=kybele
    tammuz=attis.

    tanrıça iştar'ın sevgilisi tammuz bu kybele kültüne uygun olarak her yıl ölür ve yeniden dirilir.
    iştar'ın sevgilisi tammuz'un dirilişi ile doğa yeniden canlanır, hayvanlar çiftleşir...

    her neyse...uzatmayalım...
    daha sonraki dönemlerde özellikle toplumların matrikyal dönemden patrikyal döneme geçilmesiyle bu kybele kültü terk edilmiş, erkeklik organı komple kesilmek yerine ucundaki deri kesilerek (yani erkek unsuru daha az aşağılanarak) kybele'ye ve doğanın uyanışına saygıda bulunulmaya başlamış.

    işte bu ritüel tüm anadolu'da, ege adalarında ve doğu akdeniz'de, hatta mısır ve ortadoğu'da bu şekilde yaygınlaşmış olup günümüzde bazı toplumların "sünnet" adı altında sürdürdükleri bir geleneğe dönüşmüştür...

    iyi ki öyle olmuş.
    ucundan azıcık...

    #tarih
    #mitoloji
    #din

    ek: (bkz: kybele/#43303634)
    15 -5 ... tengir budun
  • yeni şeyler getiriyorum